Köşe YazılarıToplum

Herkesin Şikâyet Edeceği Bir Şey Varsa

Konuya “herkes” diye başlayınca olayların insanlar arasında geçeceği, yaşanacağı ortaya çıkar. O hâlde biz “insan”ı nasıl tanımlıyoruz, bir ona bakalım.

Türk Dil Kurumu Sözlüğü (TDK) insanı: Toplum olarak bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı.” olarak tanımlıyor.

Burada öncelikli sözcükler nelerdir: TOPLUM, KÜLTÜR, DÜŞÜNME, KONUŞMA, EVREN, KAVRAMA, DEĞİŞİM, BİÇİMLENDİRME!..

Peki bütün bu süreçler nerede başlar?

Aile, okul, iş yaşamı ve sosyal ortam.

Bütün bu süreçler ne ile ve nasıl yaşanılır? İLETİŞİM ile.

O hâlde İLETİŞİMİ de yine TDK sözlüğüne göre tanımlayacak olursak: “Duygu ve düşüncelerin, akla uygun şekilde başkalarına aktarılması, bildirim ve haberleşme.” olarak tanımlarız.

İletişim önemli bir olay ve süreç olduğuna göre bunun günümüzdeki araçları nelerdir?

İnsanların yüz yüze iletişimleri dışında bir de birbirleriyle ve kitlesel olarak iletişimleri vardır; bunu da “kitle iletişim araçları” sağlıyor. Biz de onları dergi, gazete, radyo, kitap, televizyon ve sayısız sanal iletişim kanalları olarak sayabiliyoruz. Bu sanal iletişim kanallarını “kişisel iletişim araçları” olarak tanımlıyor ve internet, telefon, mektup ve faks gibi araçları sayıyoruz.

Mektuptur, fakstır; bunlar ağır ağır tedavülden kalkıyor, yerini sanal ortamın iletişim araçları alıyor. O zaman bir de buna bakmak gerek.

Ülkede sosyal, siyasal ve ekonomik alanda yaşam o kadar hızlı değişiyor ki bu, kişilerin iletişimini de etkiliyor. O zaman kişilerin günlük yaşamda ne ile iletişim içinde olduklarına bir bakmak gerek:

Yapılan araştırmalarda çıkan sonuçlara bakacak olursak kişi, ortalama olarak zamanının %28’ini televizyon izleyerek, %33’ünü uyuyarak, %33’ünü çalışmakla (tabii iş bulur ise) ve %6’sını da kendisinin bile tanımlayamadığı şekillerde boş olarak geçiriyor.

Şimdi bu zaman dilimlerine bakınca bir şeyler eksik değil mi diye düşünmüyor musunuz?

Evet, burada eksik olan şey SEVGİ, SAYGI ve GÜVEN!..

Üzgünüm ki günümüz insanının yaşadığı en acı durum ise ilişkilerine, sevgiye, dostluğa, kendini geliştirmeye ve iletişime zaman kalmamasıdır. Düşünsenize; yatakta 8 saat uyku/uykusuzluk, 10 saat çalışma (yararlı, yararsız, verimli, verimsiz), yollarda geçen zaman, hele hele saatlerce (en az 5 saat) TV seyrederken insan ilişkilerine ayrılacak zaman kalmaması ne acı.

Ülkenin en çok izlenen TV haber ve magazin kanallarına bakacak olursak: SANAL ORTAMDA TANIŞMA, ARKADAŞLIK, EVLİLİK, BİRLİKTELİK ve sonu hüsranla biten adliyelik olaylar.

Başkent Ankara gibi 21 üniversite, 300 bin üniversiteli ve bir o kadar da eğitimli gencin bulunduğu bir şehirde gerek toplu taşıma araçlarında gerekse cadde ve sokaklarda gördüğüm kızlı erkekli gençlerin çoğunun, çok üzgünüm ki, bırakın ülkenin geleceğine bir hayırlarının olmasını, gelecekte kendilerine bile hayır getirmeyecek bir yaşam, tavır ve davranış içinde olduklarını görüyorum.

Ülkenin kaynakları artık ne olduysa oldu; giden geri gelmeyecek. Bu kaynaklardan nemalanmış olanlar ile bu tarakta bezi olmamış, kendini ülkesine feda etmiş olanların artık başlarını ellerinin arasına alıp birlikte evlatları için, konu komşu çocukları için, her kimse bu çocukların eğitim sistemlerinin düzeltilmesi ve gelecek için onlara bir yol haritası çizecek eğitim politikalarının uygulanması için çaba harcamaları gerekmektedir. Bu, tünelden önceki son çıkış günleridir.

Yoksa ne mallarının ne de paralarının kimseye bir gelecek sağlamayacağını Afganistan, Suriye ve benzer ülkelerden ders almaları gerekecektir.

Okullar, eğitim sistemi ve aileler Cumhuriyet değerlerine göre şekillenmediği sürece ne sokaklarda yaşanan sefalet, taciz ve tecavüz olayları ne de ülkenin geleceğine dair bir umut kalmayacaktır.

Birçok İslam ülkesinden kaçan, giden ve şeriat isteyenler; şeriatın yaşandığı ülkelere değil, laik ve demokratik ülkelere yol almaktadır.

O yüzden herkes aklını başına almalı ve Laik, Demokratik, Sosyal Hukuk Devleti olan, en azından olabildiğince korunabildiğince korunan Türkiye Cumhuriyeti’ne sahip çıkmanın vaktidir.

Geç olmasın.

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Başa dön tuşu
×

Bültene Ücretsiz Abone Olun

Güncel yazıları e-posta adresinize ücretsiz göndermemiz için bültenimize abone olabilirsiniz.

Siz izin vermediğiniz sürece e-posta adresinizi asla paylaşmayacağız. Gizlilik politikamızı inceleyin

Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.

Detaylı bilgi için Gizlilik ve Çerez Politikamız sayfasını inceleyebilirsiniz.

Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Makale Arşivi olarak, sizlere değer katacak bilgileri sürekli araştırıyor ve en güncel makaleleri sizinle paylaşıyoruz.
Bu platformu ayakta tutan en önemli destek, reklamlardan elde edilen gelirlerdir. Reklamlarımızı, sizlere en iyi deneyimi sunmak adına, mümkün olan en az rahatsız edici şekilde yerleştirmeye özen gösteriyoruz. Sizden ricamız, bu değerli içeriği sürdürebilmemiz için reklam engelleyicinizi kapatarak bize destek olmanızdır. Desteğiniz, gelişmeleri size ulaştırmaya devam etmemize katkı sağlayacaktır.