Köşe YazılarıTarih

Venezuela’nın Yaşadığı Sebep mi Sonuç mu? – 1

Öyle bir döneme girdik ki sebebi eğitim sisteminin bozulması mı, yoksa insanların ahlak ve etik değerlerinin yitirilmesi mi, anlamadım gitti.

Yılın ilk günleri, bir Amerikan operasyonu ile uyandı dünya. ABD Başkanı Trump, Venezuela Devlet Başkanı’nı ülkesinden bir baskın ile kaçırdı.

Anlatması ne kadar da kolay ve basit, değil mi?

Peki bu noktaya nasıl gelinir ki!

Venezuela bir devlet değil midir?

Devletlerin en önemli özelliği nedir? Yanıt basit; devletin üç önemli unsuru / özelliği vardır:

İlki bir “millet”inin, sonra “ülke” denilen bir toprak bütünlüğünün, en sonunda da tüm dünyaya karşı “egemenlik” koşulunun olması gerekmektedir.

Konumuz Venezuela olduğuna göre, “Venezuela ne zaman devlet olmuştur?” sorusu ile başlasak mı?

Devlet olmanın ilk koşulu millet olduğuna göre, o halde Venezuelalılar kimdir?

Ne yazık ki Amerika kıtasının kuzeyinde de güneyinde de bizim bildiğimiz etnik kökene dayanan devletler yoktur.

Afrika’dan yola çıkan ilk insan nesli Asya ve Avrupa üzerinden tüm dünyaya yayılırken, MÖ 14.000’lerde de Amerika kıtasının güneyine ulaşır ve zamanla da kendi uygarlıklarını oluştururlar.

Dünyanın yaşadığı buzul çağları da insanlığın göç yollarında önemli bir noktadır. Amerika kıtası denilen kara parçasında yaşayan ilk insanların da bu dönemlerde kıtalararası göç ettikleri sanılmaktadır.

Avcı toplayıcı toplumdan tarım toplumuna geçip yerleşik bir yaşam sürmeye başlayan insanlık; zamanla yaşadığı yerlerdeki kaynakların azalması ve yetmemesi sebebiyle yeni arayışlara girmiştir.

MÖ 4.000’lerde yapılan deniz taşıtları ile ilk deniz seferleri Mısır, Fenike, Minos ve Mykene uygarlıklarınca başlar. Bu dönemlerde yapılan ahşap tekneler ile nehirlerde ve kıyı şeritlerinde deniz ticareti başlamıştır.

MS 1.500’lerde özellikle Portekizliler ve İspanyollar, yaptıkları gemiler ile daha uzun ticari yollara çıkmışlardır. Bunlardan birisi olan Amerigo Vespucci de o yıllarda Avrupalılar tarafından bilinmeyen yeni bir kara parçası ile karşılaşır ve buna da “Yeni Dünya” (Mundus Novus) adını verir. Daha sonra haritacı Martin Waldseemüller’in 1507’de Vespucci’nin bu başarılarını takdir etmek için bu yeni kıtaya Latince adıyla “Amerika” adını vermesiyle de yeni kıta böyle anılmaya başlanmıştır.

Aynı dönemlerde yaşayan Kristof Kolomb ise bu kıtada (Amerika) yaşayan insanları ve yarattıkları uygarlıkları (Olmek, Toltek, Teotihuacan, Zapotek, Mixtec, Aztek, Maya-Orta Amerika ve İnka, Moche, Chibcha, Cañaris-And Dağları) dünyaya tanıtmıştır.

İnsanlık tarihi, etnik kökenlerden ziyade yaratılan uygarlık ve medeniyetler ile varlıklarını sürdürmüştür.

İnka, Maya ve Aztek uygarlıkları kıtaya adlarını yazdırmışlar ve bugün buralarda yaşayan birçok milletin de kökeni olmuşlardır.

1800’lü yıllarda, özellikle Avrupa kıtasından Amerika kıtasına önemli göçler yaşanmıştır.

Gelelim Venezuela’ya.

Genel olarak adı Venezuela olarak bilinse de resmî olarak Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti olarak anılır; kuzeyinde Karayip Denizi, doğusunda Guyana, güneyinde Brezilya ve batısında Kolombiya vardır.

Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti; İspanya ve dönemin hâkim güçlerinden bağımsızlığını 5 Temmuz 1811’de kazanmış, Simon Bolivar 1821’de Carabobo Savaşı’yla İspanyolları yenerek “Libertador” unvanıyla Gran Colombia’yı kurmuştur.

Doğal kaynakları zengin ülkeye, tarım alanlarında çalıştırılmak amacıyla Afrika’dan getirilen köleler, zamanla nüfusun üçte biri kadar olmuşlardır. Bolivar iktidara gelince ilk olarak köleliği kaldırır ve ülkede yaşayan herkese vatandaşlık hakkını tanır.

Simon Bolivar’ın 1830’da ölümüyle yeni kurulan Gran Colombia dağılır; Venezuela, Ekvador ve Kolombiya olarak üç ayrı devlet ortaya çıkar.

Ülkemizde yaşayanların da bundan sonraki sürece bir kez daha dikkatli bir gözle bakmaları gerekmektedir.

Bolivar’ın ölümünden sonra yeni bir devlet kurulur, bağımsızlık elde edilir ve Caudillo (bölgenin yönetimine gelen karizmatik askerî liderler) dönemi başlar; Jose Antonio Paez ilk başkan olur ve 1835-1847 arası liberal oligarşik bir yönetim kurur.

Ülke, 1859-1863 arasında yüz binden fazla insanın öldüğü, bir milyonluk nüfusuyla kan gölüne döner ve federal bir savaş yaşar.

Bu kez 1899’da Cipriano Castro darbe yapar; dokuz yıl sonra da 1908’de, Juan Vicente Gomez karşı darbe ile onu devirir ve yirmi yedi yıl hüküm sürdürür.

(Devamı var)

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Başa dön tuşu
×

Bültene Ücretsiz Abone Olun

Güncel yazıları e-posta adresinize ücretsiz göndermemiz için bültenimize abone olabilirsiniz.

Siz izin vermediğiniz sürece e-posta adresinizi asla paylaşmayacağız. Gizlilik politikamızı inceleyin

Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.

Detaylı bilgi için Gizlilik ve Çerez Politikamız sayfasını inceleyebilirsiniz.

Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Makale Arşivi olarak, sizlere değer katacak bilgileri sürekli araştırıyor ve en güncel makaleleri sizinle paylaşıyoruz.
Bu platformu ayakta tutan en önemli destek, reklamlardan elde edilen gelirlerdir. Reklamlarımızı, sizlere en iyi deneyimi sunmak adına, mümkün olan en az rahatsız edici şekilde yerleştirmeye özen gösteriyoruz. Sizden ricamız, bu değerli içeriği sürdürebilmemiz için reklam engelleyicinizi kapatarak bize destek olmanızdır. Desteğiniz, gelişmeleri size ulaştırmaya devam etmemize katkı sağlayacaktır.