Bir insan güne nasıl başlar, gün nasıl sürer ve final yatmak için yastığa başını koyduğu zaman aklından, gözlerinin önünden neler geçer ve en sonunda da uykuya mı dalar, uykusu mu kaçar?
Ne dersiniz!..
Birçok kişi gibi artık ne haberleri düzgün bir şekilde izliyor ne de gazetelere, dergilere düzgün bir şekilde bakıyor ve okuyorum. Sanal ortamdan gelen notları okuyor, videoları izliyorum; onlar bile insanın keyfini kaçırmaya yetiyor.
Ülkede yurttaşların yarısından fazlasının derdi hayat pahalılığı, geçinememe, işsizlik ve gelecekten umutlarını kesmek.
Eğitim sistemindeki değişiklikler ile önce okullarda, üniversitelerde yetiştirilen, yaşatılan hayalci gençlik şimdi büyüdü; okullar bitti, analarının babalarının evlerine dönüp işsiz, güçsüz ve umutsuz bir ev genci olup çıktılar.
Hele hele 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde AKP ve Sayın Erdoğan, “Dindar, kindar nesil yetiştireceğiz.” diyerek en önemli seçim vaadinde bulunuyordu.
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sinan Erdem Spor Salonu’nda düzenlenen AKP İstanbul 6. Olağan Kongresi’nde rabia işareti yaparak bu seçim vaatlerini açıklıyordu.
1) “Türkiye’nin dünya ekonomisinden aldığı payı yüzde 1,5’e çıkaracağız”;
2) “Millî gelirden Ar-Ge’ye ayırdığımız kaynaklarımızın payını yüzde 2’nin üzerine çıkaracağız”;
3) “Cemevlerine hukuki statü tanıyacağız”;
4) “‘Öğretmenlik Meslek Kanunu’nu çıkaracağız”;
5) “İlkokuldan üniversiteye öğrencilerimizin yurt sorununu tamamen çözeceğiz”;
6) “Genç işsizlik oranını kalıcı bir şekilde düşüreceğiz”;
7) “Yoksullukla hızlı bir biçimde mücadele edeceğiz”;
8) “İstikrarlı büyümeyi devam ettireceğiz”;
9) “Enflasyonu yeniden tek haneye indireceğiz”;
10) “İhracatımızda yüksek teknolojili ürünlerin payını yüzde 4’ten yüzde 15’e çıkaracağız”;
11) “2023 yılında istihdam oranını yüzde 53’e yükselteceğiz”;
12) “İşsizliği azaltacağız”;
13) “Tarımsal ihracatımızı 40 milyar dolara çıkaracağız”;
14) “Kadınların iş gücüne katılma oranını 2023 sonunda yüzde 41’e çıkaracağız”;
15) “2 bin 657 kilometre olan otoyol ağını 5 bin 34 kilometreye ulaştıracağız”;
16) “26 bin 17 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 36 bin 500 kilometreye çıkaracağız”;
17) “2021 yılında yerli elektrikli otomobilimizi piyasaya süreceğiz”;
18) “Türksat 6A’nın 2020 yılında tamamlanması ve 2021 yılında uzaya fırlatılması hedeflenmektedir”;
19) “2023 yılında 10 milyon fiber aboneye ulaşacağız”;
20) “Döviz piyasaları yakından takip edilecek, gerektiğinde dengeleyici döviz likiditesi araçları kullanılmaya devam edilecektir”!..
Seçim sürecinde vaatte bulunulan bu vaatlerin kaçı, ne şekilde gerçekleşti; bunu yurttaşın aklına ve yaşamına uygun açıklayan oldu mu? Her şey söylendi ama kim ne anladıysa!..
Örneğin, “Faiz, enflasyon, cari açık ve dolar düşecek”!..
Düştü mü?
İktidar kanadı seçimlerden önce istihdam oranını 2023’e kadar yüzde 53’e, kadınların iş gücüne katılım oranını da yüzde 41’e çıkarma vaadinde bulunmuşlardı.
TÜİK verilerine göre Mart 2018’de yüzde 47,1 olan istihdam oranı bir yıl sonra yüzde 45,4; kadınların iş gücüne katılma oranı ise yüzde 34,4 olmuştur.
Hele hele ne eğitimde ne istihdamda olan genç işsizliği ise Mart 2018’de yüzde 17,7 iken bir yıl sonra yüzde 25,2’ye çıkmıştır.
Ülkede 2025 yıl sonu açlık sınırı 29.828 TL, yoksulluk sınırı 97.159 TL, tek bir kişinin yaşama maliyeti 38.752 TL iken asgari ücret ise 22.104 TL, en düşük emekli aylığı 16.881 TL’dir.
İktidar taraftarı bir araştırma şirketi ve yazarının gözünden bile Türkiye gündemi.
Dünya ve gündemi kaynayıp değişirken son bir yıldır ülke gündemi neredeyse değişmiyor. Dünya değişirken Türk siyaseti durağan bir dönemden geçiyor.
Dediğim gibi, iktidara yakın bir gazetecinin gözünden ülkenin birinci öncelikli gündemi ekonomi, enflasyon ve hayat pahalılığı.
İkinci gündemi bölgesel savaş kaygıları.
Siyasi liderlere güven sorgulanmaya başlamış!..
Artık şehirleri, mahalleleri bırakın; apartmanlarda bile birer ikişer uyuşturucu kullanan sayısında artışlar gözlenmeye başlanmış.
Televizyonların haber kanalları inandırıcılığını kaybetmiş; televizyonlar halkı uyku modunda tutma görevi üstlenmişler, sosyal medya almış başını gitmiş.
Yasal ve sistem bozukluğu ile açıklarından yararlanan kişi ve kuruluş sayısında artışlar gözlenmiş ve ülke kaynaklarının heba olmasına dikkat çekenlerin sayısında artışlar olmuştur.
İktidar, “Acemi nalbant gavur eşeğinde öğrenir.” sözü gibi, ülkeyi ilk yıllar önceki devlet aklı, gelenekleri ve kadroları ile yönetmiş; zamanla da kendi kadrolarını yetiştirerek bugün yaşanan süreçleri (iyi ya da kötü, siz karar verin) başarı ile yönetmeye başlamıştır.
Muhalefet mi? Orada derdi ülke olanlar da var, adamı olanlar da var. Bakalım bu “İmralı” diyenler ile “İmamoğlu” diyenlerin çabaları nereye varacak.
Hani halkın derdi evine ekmek götürmek, oğluna kızına iş bulup evden çıkarmak.
Çiftçinin onca derdi varken yine çiftçilerin emek ve paraları ile kurdukları bir kooperatif, üyelerinin derdine değil de ülkeyi yönetenlere kıyak olsun diye yurttaşlara askıda paket ile hizmet etmeye karar vermiş.
Bu ülkede kişiler bulundukları konumları, kuruluşlar da görevleri gereği yapmaları gerekenler yerine birilerine selam verme derdine düştükleri ve halkın da bunlara göz yummaları sürdüğü sürece, hani bir şarkı vardı ya;
Nereye payidar, nereye,
Çıkmaz bu yol, çıkmaz bu yol bir yere!…


