Anı / Yaşam Hikâyeleri

Yaşamımda Emel DOĞRAMACI

Artık kış gelmişti, köyde de yapılacak iş kalmamıştı.

Bir gün liseden fizik öğretmenim ile karşılaştım, o da Antalya’da yeni bir dershane açmıştı. “Gel, para falan verme, bilgilerini taze tut.” deyince aklıma yattı ve ondan habersiz, Antalya’nın denizinin adı olan dershanesine paramı yatırıp başladım.

O aralar ortalıkta bir de yeni okulun açılacağı söylentisi dolaşıyordu. Evet, kasımın içinde Antalya İnşaat açıldı. Ona da kayıt yaptırdım ve başladım öğrenciliğe. Okul Topçular’da, teknik resim derslerini de Konyaaltı Caddesi’ndeki Valiliğin karşısındaki Endüstri Meslek Lisesinin laboratuvarlarında alıyoruz.
Çarşamba ve perşembe günleri dersler var ve ben de perşembe günleri derse gidiyorum.

Birkaç hafta sonra, çarşamba grubu dersten çıktıktan sonra yolda sağ-sol öğrenci kavgası oluyor.
Sınıftan bir öğrenci, ben dâhil 11 öğrencinin adını veriyor ve perşembe günü biz dersteyken jandarma kapıya dayanıyor ve bizi alıp dosdoğru karakol ve adliyeye götürüyor.

Öğleden sonra mahkemede, olayın olduğu saatte derste olduğumu söylesem de artık bilmiyorum, hâkim mi savcı mı, bize “Antalya’yı size terör yuvası yaptırmayacağım.” diye bağırıyordu.

İfademi verdikten sonra “Polislere izin verin de gideyim.” deyince polis de haklı olarak, biraz da alaylı şekilde, “Nereye gideceksin, tutuklandın, az sonra cezaevine gidince gözün açılır.” deyince şafak attı.

O günler bir partinin il başkanı da olan bir ağabeyimiz bizim avukatımız oldu, okulda derste olduğumuzun belgelerini sununca, bugün yerinde yeller esen Kadın Yarının kenarındaki cezaevinden çıkmıştım.

Artık her şey burnumdan gelmişti. Nereye okula gitsem vukuatlar beni buluyordu. Bu okulu da belgelerimi alıp bıraktım. Şimdi tek işim dershaneye gitmek ve Antalya’nın keyfini çıkarmaktı.

Derken yine sınavlar başladı, sınava girdik ama ben etrafa soruyorum: “Ya adam gibi okuyacağım masum bir üniversite yok mu?” diye. Bana Hacettepe Üniversitesinde bir bölüm seç, keyfini çıkar dediler. Sordum, soruşturdum, haklılardı.

Bu kez tercihlerin hepsini Hacettepe’den yaptım ve öyle de oldu.
Üniversite açıldı, ben de önce İngilizce hazırlık öğrencisi olarak başladım ama orada da olaylar bitmiyordu ki; her olaydan sonra jandarma alıyor, önce Beytepe sırtlarındaki karakola, oradan da Ulus-Rüzgârlı’daki karakola gidip birer masumiyet ifadesi verip akşam eve gidiyorduk.

Neyse, hazırlık vukuatsız bir şekilde bitti, Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesinin kapısından girdik.
Bahara doğru öğrenci temsilcisi seçilecek diye duyurular asıldı. Arkadaşlar da bana “Sen de aday ol.” dediler, pek istemesem de ben de aday oldum.

Bir gün dekanlıktan bir görevli, Fakülte Dekanı Prof. Dr. Emel Doğramacı’nın seninle görüşeceğini söyledi ve birlikte gittik.

Emel Hanım, “Hocaların ile konuştum, senin için iyi şeyler söylediler, senin öğrenci temsilciliği seçimlerinde aday olmanı onaylıyorum.” dedi. Pek bir şey anlamadım ama bu, bizim Emel Doğramacı ile ilk tanışmamız ve sürecimiz oldu.

Derken bazen fakültenin koridorlarında, bahçesinde karşılaşırsak hâlimi hatırımı sorar, iki kelam ederdik. Fakülte bitti, askerlik derken birden ailenin o günler satın aldığı bazı şeyler sebebiyle bana ticaret yapmam için ayıracakları sermaye şimdilik yok, “İstersen bir iki yıl bir yerde çalış, sonra Antalya’da sana beyaz eşya dükkânı açarız.” dediler ve bana da bir kez daha Ankara yolları göründü.

Petrol Ofisi, Bilgisayar Programcılığı, Orman Bakanlığı ve Kredi ve Yurtlar Kurumunda (YURTKUR) memuriyet sınavlarını kazanmıştım (hadi hava olmasın ama ilk ikisini birincilikle kazanmıştım, belgeleri dolabımda dosyada) ama ben Antalya’ya gitmek için YURTKUR’u tercih edip işe başladım.

İşe başladığımın üçüncü ayında bir gün, kurumun genel müdürü asker kökenli Şahap AR, müdürümüzün odasına geldi ve bizleri de odaya çağırdılar.

Hâl hatırdan sonra Şahap Paşa bize, “Sizler gençlersiniz, bu kurumu projeler ile büyütmeniz gerek.” deyince ben de “Efendim, büyük yurtlarda yabancı dil laboratuvarları ve kütüphaneler açalım.” dedim. Büyük bir hevesle “Tamam.” dedi ve beni müdürümden izin alarak makamına götürdü.

Ben de toy toy gittim. Bana “Artık sen bu projede, benim temsilcim olarak koordinatörümsün.” dediler. Tabii ben bir şey anlamadım; “Sen şimdi git bir proje hazırla ve fizibilite yap, bana getir.” deyince beni aldı bir telaş.

Hemen müdürümden izin alıp Beytepe yollarını tuttum ve dosdoğru Emel Doğramacı’nın kapısını çaldım. Ona olanları anlattım, ben telaşlı iken o çok sevindi ve hemen sekreterini çağırıp, “İngiliz, Fransız ve Alman dili bölüm başkanlarını çağır.” dedi.

Bana ikram ettiği çayı içerken bölüm başkanı hocalar geldi ve onlara olayı ve benim ile neler yapmaları gerektiğini teker teker anlattı. Tabii ben şaşkın vaziyetteyim.

Kuruma (YURTKUR) gelip Şahap Paşa’ya olanları anlatınca o da çok sevindi.
Sonra sıra bu yurtlarda yapılacak kütüphane ve laboratuvar konusuna geldi. Yine Hacettepe’nin bu işleri yapan şirketi ve Endüstri Meslek Lisesinin oralarında yapılmasına karar verdiler.

Kurumun sınavı için bana bilgi veren ortaokul arkadaşım Akif de orada inşaat mühendisi olarak çalışıyordu. Bu teknik işler de onlara devredilince bana yurtlardan öğrenci başvurularını alıp hocalar ile ders programı yapmak işi kalmıştı.

Emel Hanım dönem dönem beni çağırıyor ve konu hakkında bilgiler alıyordu. Derken laf lafı açıyor, ben de ona yeni yeni projelerden söz ediyorum.

Bir gün konuştuğumuz bir proje için bana, “Bak, bunu Kültür ve Turizm Bakanlığında doktora öğrencim var, bakanlıkta müsteşar; şimdi ondan senin için randevu aldıracağım, ona git anlat.” dediler.

Ben müsteşar olan kişiye gittim. Önceden hoca konudan söz ettiği için ayrıntılı bir görüşme yaptık ve bana “Seni bakanlığa alsak ya.” dediler.

Oooo, hedefi Antalya’ya gitmek olan birisi için muhteşem bir teklifti.

Bugünden bakınca, bir süreliğine geldiğim Ankara’da gittikçe bürokrasinin içine derin derin daldığımın farkında değilmişim.

Not: Sürecek

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.

Detaylı bilgi için Gizlilik ve Çerez Politikamız sayfasını inceleyebilirsiniz.

Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Makale Arşivi olarak, sizlere değer katacak bilgileri sürekli araştırıyor ve en güncel makaleleri sizinle paylaşıyoruz.
Bu platformu ayakta tutan en önemli destek, reklamlardan elde edilen gelirlerdir. Reklamlarımızı, sizlere en iyi deneyimi sunmak adına, mümkün olan en az rahatsız edici şekilde yerleştirmeye özen gösteriyoruz. Sizden ricamız, bu değerli içeriği sürdürebilmemiz için reklam engelleyicinizi kapatarak bize destek olmanızdır. Desteğiniz, gelişmeleri size ulaştırmaya devam etmemize katkı sağlayacaktır.