Anı / Yaşam Hikâyeleri

Yaşamım Tesadüfleri Sever mi?

Yaşamda yıllar o kadar hızlı akıp gider ki, fark etmeniz için bir sebeplerin olması gerekir.

Gerçek midir yoksa senaryo mudur bilemem ama film 2011’de çekilir, olaylar da 1970’lerde geçer. Konusu mu? Elbette ki aşk. Hem de biraz ironi ile işlenmiş, Ankara’da iki öğrencinin aşkı.

Filmin adı: Aşk Tesadüfleri Sever.

Anlatmak istediğim şey film ya da film ile ilgili bir şey değil; aşk ile ilgili olmasa da Ankara’nın tesadüfleri ile ilgili olaylar.

Yaşamı kendi hâline bırakırsanız, yaşam öylesine gelişiyor ve yaşanıyor ki, o kadar çok şey iyisiyle de kötüsüyle tesadüf oluyor ki, sormayın gitsin.

Hâli vakti yerinde bir köy delikanlısı için üniversitede okumanın öyle büyük hedefleri yoktur. Okumuş bir kız ile evlensin, bir de yedek subay olarak askere gitsin. Aslında ailem ileri görüşlüdür ama nedense evin büyük oğlu olarak bana biçilen rol bu idi.

Lise bitmiş, üniversite tercihi için duyduğum şeyleri tercih olarak sıralayacaktım.

Güz günü köyde tarla tokat işleri ile uğraşıyoruz. PTT’den bir zarf geldi: üniversite sınav sonuçları. Zarfı açınca “hiçbir yeri kazanamadınız” gibisinden bir bilgi. Hemen arkadaşları arıyorum; çok yüksek puan alıp bir yere yerleşen de var, benden daha düşük puan alıp bir yere yerleşen de. Anlamadım gitti.

Neyse, o yıllar TRT radyodan saat 23.00’te yeni açılan ve açık kalan okulların kontenjan duyuruları yapılıyor.

Aaaa, bir duydum ki Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesinin duyurduğu puandan 15 puan daha yüksekte puanım var. Hemen derlenip toplanıp köyden Antalya’ya gittim. Eve eşyaları koyup çarşıda bu “Fırat Üniversitesi” nerede, araştırmasına başladım.

Eeee, bunu bilse bilse o günlerin en etkin örgütü TÖB-DER bilir dedim ve gittim, oradakilere sordum “Fırat Üniversitesi nerede?” diye; yanıt yok. Orduevinin sahil kenarındaki kafeteryadakilere sordum; yanıt yok. Bugünkü gibi öyle internet, Google gibi arama motorları falan yok; dizine kuvvet, koştur dur.

Sadece denilen şey: “Sen Antalya’dan bir Adana’ya git, orada bulursun.”

Önce Adana; orası da Antep’e git dedi. Antep’te de yok; onlar da Diyarbakır’a git dediler. Diyarbakır’a gidene kadar üç gün geçti ve gündüz yollarda, geceler otellerdeyim.

Diyarbakır’da da benzer yerlere sordum; onlar da:
“Gardaş, burada Dicle var, sen istersen bir Elazığ’a git.” dediler.

Üç buçuk saatlik dolmuş yolculuğundan sonra Elazığ’a vardım ve hemen bir otele yerleştim.

Tamam, aradığımı şimdi bulmuştum. Hemen gidip bir ön kayıt yaptırdım ve akşam da otele vardım. Akşam yemeğinde, daha sonra sevdiğim bir ablamın da eşi olan bir hoca ile tanıştım. Her ikimiz de solcu, demokrattık; iyi anlaştık. Ben memlekete geri döneyim derken, o “Gitme, puanın iyi, tutar.” dedi ve kaldım. Gerçekten de kesin kayıt yaptırdım.

Üniversite açıldı; ben hâlâ otelde kalıyorum. Her sabah da okula yürüyerek giden öğrenci gruplarına katılıyorum. Her gün, o zamanın eğilimli grupları; sol ve Kürt eğilimli grup ile sağcı, ülkücü eğilimli gruplar var. Selamet Partisinin Akıncıları da kime denk gelirse.

Her sabah hangi grup denk gelirse onlara katılıyorum ama yolda dışarıdan katılan ben olunca tabii dikkat çekiyor.

Bir süre sonunda, haklı olarak her iki grup da bana bakmaya başladı ve önce birileri ellerinde bıçak çekerek, “Sen ne ayaksın ya?” dediler. Ben öğrenciyim falan desem de bir şey değişmedi.

İkinci hafta bu kez, parkanın altından tabanca namlusu doğrultulunca soluğu önce Atilla Hoca’nın yanında aldım. O “Sakin ol.” dese de ikna olmadım. Kesin, okuldan belgelerimi alıp ayrılacağım. Bu kez de dosdoğru dekana çıktım. Sekreter az beklettikten sonra hocanın yanına aldı ve ben de olanları anlattım, okuldan belgeleri alıp ayrılacağım dedim.

Ne dese de ikna olmadım. En sonunda “Memleketin neresi?” dedi. Ben de Antalya deyince sekreterini çağırdı ve kocaman sarı bir zarfın içindeki benim zarfımı açtı; belgelerimin bazılarını verip bir dilekçe yazdırdı ve oradan da ayrıldım.

Ver elini Antalya.

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.

Detaylı bilgi için Gizlilik ve Çerez Politikamız sayfasını inceleyebilirsiniz.

Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Makale Arşivi olarak, sizlere değer katacak bilgileri sürekli araştırıyor ve en güncel makaleleri sizinle paylaşıyoruz.
Bu platformu ayakta tutan en önemli destek, reklamlardan elde edilen gelirlerdir. Reklamlarımızı, sizlere en iyi deneyimi sunmak adına, mümkün olan en az rahatsız edici şekilde yerleştirmeye özen gösteriyoruz. Sizden ricamız, bu değerli içeriği sürdürebilmemiz için reklam engelleyicinizi kapatarak bize destek olmanızdır. Desteğiniz, gelişmeleri size ulaştırmaya devam etmemize katkı sağlayacaktır.