SiyasiTarih

23 Nisan’a Nasıl Geldik

İnsanı en çok ne üzer bilir misiniz? Böyle bir soru olunca düşünen, sorgulayan bir kişi hemen içinden sorar: “Hangi insan?”

Cumhuriyet, devlet, devlet yönetim şekli hep birileri için yıllardır sorun olmuştur. Hele hele “Devlet don mu diker?” diyen; Cumhuriyet olmasa kıçı don bulamayacakların kimisinin yedi sülalesini bilenler gülsünler mi, ağlasınlar mı!..

Evet, Osmanlı 72 milletten oluşuyor ve baştaki hanedan ise sarayında yaşayıp gidiyordu.

Yok efendim, Balkanlarda onca toprak kaybediliyor; Filistin Cephesi’nde kan gövdeyi götürüyor; Afrika gitmiş, Balkanlar gitmiş, adalar gitmiş; İstanbul’da sarayın önüne İngiliz donanması demirlemiş… Dün sarayın umurunda olmadığı gibi bugün de Türklerin tarihinden habersiz, kendini Türk sananların ya da Türkmüş gibi davrananların umurlarında değil. Görmezlikten gelmek onları mutlu ediyor.

İşte cehalet bu yüzden bazıları için muhteşem bir şeydir.

Haydi bir şekilde okullarda, evlerinde Cumhuriyet ve tarih ile ilgili bir şeyler öğretilmemişlere sözüm yok; ama devletin onca iyi okullarında okumuş, devletin bursu ile kıçına don almışların devlete ve Cumhuriyet’e saldırmalarını sıradan görmek mümkün değildir.

O hâlde biz anlatalım: Cumhuriyet’e nasıl geldik!..

Yıllar 1900’lerdir. Osmanlı İmparatorluğu Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmış; toprakları emperyalist ülkeler ve uşaklarınca işgal edilmiş ve İstanbul’daki Meclis işlevsiz hâle getirilmiştir.

Bir avuç aydın, yurtsever asker ve sivil; gelinen sürecin sonunda artık Türk milletinin kendi kaderini tayin etmesi gerektiğine karar vermişlerdir. İstanbul işgal altındadır (16 Mart 1920). Ancak çok dar bir grup (Mustafa Kemal ve arkadaşları) gizliden gizliye neler yapılabileceğine dair toplantılar ve görüşmeler yapabilmektedir. Sonunda Millî Mücadele’nin merkezinin Ankara olmasına ve yurdun dört bir yanından gelecek halk temsilcilerinin de Ankara’ya gelmesine karar verilir.

Bazıları bu toparlanmanın payitahtın merkezinde, İstanbul’da yapılmasını istese de zaten İstanbul işgal edilmiştir.

Meclis-i Mebusan seçimleri 1919 yılının Ekim-Aralık ayları arasında yapılsa da oluşan meclis ancak 12 Ocak 1920’de İstanbul’da toplanmış ve 28 Ocak 1920’de işgal sebebiyle; 11 Nisan 1920’de ise İngiliz işgal güçlerinin isteği üzerine padişah fermanı ile resmen kapatılmıştır.

Bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa, yaşanan gelişmelerin ardından 19 Mart 1920’de yayımladığı genelgeyle Ankara’da “olağanüstü yetkilere sahip bir meclisin” toplanacağını duyurur.

Mondros Mütarekesi (30 Ekim 1918) sonrası Anadolu’nun işgali ve İstanbul’daki Osmanlı Meclis-i Mebusan’ın kapatılması, yurt çapında bir ulusal direniş sürecini başlatmıştır.

Yeni seçilen milletvekillerinin ve İstanbul’dan kaçabilen eski milletvekillerinin (mebusların) katılımıyla Ankara’da ulusal bir temsiliyet yapısı oluşturulur ve bu da Millî Mücadele için bir dönüm noktası olur.

Mustafa Kemal Paşa’nın ulusal kurtuluş sürecini başlatmak üzere Ankara’ya geldiği 27 Aralık 1919’da onu Dikmen sırtlarında Ankara halkı ve seymenleri karşılar.

Türk töresinde devletin buhranda olduğu anlarda yeni bir liderin seçilip devletin yeniden yapılandırılacağı güne “Kızılca Gün” denilir ve Paşa’nın Ankara’ya gelişi son Kızılca Gün olarak kabul edilir.

Mustafa Kemal Paşa (Atatürk), gerek seçilen Meclis-i Mebusan üyelerine gerekse ordu içindeki arkadaşlarına ve bazı yörelerin ileri gelenlerine telgraf ve mektuplarla Meclis’in açılışını, halkın desteğini pekiştirmek amacıyla özellikle 23 Nisan Cuma günü olarak duyurur.

Hacı Bayram Camii’nde kılınan cuma namazının ardından Ankara Ulus Meydanı’nda bulunan, günümüzde Kurtuluş Savaşı Müzesi olarak bilinen ve 1915’te İttihat ve Terakki Cemiyeti kulüp binası olarak yapımına başlanan binada toplanılır. Dualarla, en yaşlı üye olan Sinop Mebusu Şerif Bey’in başkanlığında ve konuşması ile 115 üye ile ilk Meclis (23 Nisan 1920) açılır.

Yapılan ilk toplantı ile bütün dünyaya egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu duyurulur.

Ulusal egemenliğin kayıtsız ve şartsız milletin olacağı bilinci ve ilkesi ile İstanbul Hükümeti’nden (saraydan) bağımsız olarak Türk milletinin iradesini temsil etmek üzere kurulan bu Meclis, 24 Nisan 1920 günü Mustafa Kemal Paşa’yı Meclis Başkanlığına seçmiştir.

Bu süreç hem bir devletin temellerinin atılarak kurulmasına hem de ülkede yaşayan halkın sarayın tebaası/kulu olmaktan kurtulup Türk milleti olmasının temelinin atılmasına sebep olmuştur.

Bu yüzden Mustafa Kemal Atatürk, “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk halkına Türk milleti denir.” demiştir.

En yaşlı üye olarak Meclis Başkanı olan Sinop Mebusu Şerif Bey, açılışta şu konuşmayı yapar:

“Saygıdeğer hazır bulunanlar, hilafet ve hükümet merkezinin geçici kaydıyla yabancı kuvvetler tarafından işgal edildiği, bağımsızlığın her bakımdan kısıtlandığı bilinmektedir. Bu vaziyette baş eğmek, milletimizin kendisine teklif edilen yabancı esaretini kabul etmesi demektir. Ancak tam bağımsızlık ile yaşamak kararlılığında olan, ezelden beri hür ve bağımsız yaşayan milletimiz bu esareti kesin ve kararlı bir biçimde reddetmiş ve derhâl vekillerini toplamaya başlayarak yüce Meclisini vücuda getirmiştir. Bu yüce Meclisin reisi sıfatıyla ve Allah’ın yardımıyla milletimizin iç ve dış tam bağımsızlığı dâhilinde geleceğini bizzat düzenleyerek ve bütün dünyaya ilan ederek Millet Meclisini açıyorum.”

Başkanın açılış konuşmasının ardından Ankara Mebusu Mustafa Kemal Paşa söz alarak Mecliste hazır bulunan üyeler hakkında bilgi verir ve:

“Yüce Meclisiniz, bildiğiniz gibi olağanüstü yetkilere sahip olarak yeniden seçilmiş saygıdeğer milletvekilleriyle, taarruz ve işgale uğramış saltanat merkezinden canlarını kurtararak buraya gelen saygıdeğer milletvekillerinden oluşmuştur. Kaçıp gelebilecek milletvekilleriyle birlikte bir yüce Meclisin meydana getirilmesi ancak yeni uygulanan seçim tarzıyla söz konusu olmuştur. Bu anda Meclisiniz yasal olarak toplanmış bulunmaktadır.”

24 Nisan 1920’de Meclis ikinci toplantısını yapar ve Mustafa Kemal Paşa oy birliğiyle Meclis Başkanlığına seçilir ve şu konuşmayı yapar:

“Artık yüce meclisin üzerinde bir güç yoktur.” diyerek yeni Meclisin önemini vurgular.

Mustafa Kemal Paşa ve ilk Meclis, “23 Nisan”ı ilk olarak 1921 yılında bayram olarak kabul etmiş ve 23 Nisan 1929’da da çocuklara armağan etmiştir!..

Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk halkının çocuklarına ve yurttaşlarına kutlu olsun!..

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Başa dön tuşu
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.

Detaylı bilgi için Gizlilik ve Çerez Politikamız sayfasını inceleyebilirsiniz.

Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Makale Arşivi olarak, sizlere değer katacak bilgileri sürekli araştırıyor ve en güncel makaleleri sizinle paylaşıyoruz.
Bu platformu ayakta tutan en önemli destek, reklamlardan elde edilen gelirlerdir. Reklamlarımızı, sizlere en iyi deneyimi sunmak adına, mümkün olan en az rahatsız edici şekilde yerleştirmeye özen gösteriyoruz. Sizden ricamız, bu değerli içeriği sürdürebilmemiz için reklam engelleyicinizi kapatarak bize destek olmanızdır. Desteğiniz, gelişmeleri size ulaştırmaya devam etmemize katkı sağlayacaktır.