Toplum

Düşünce Düşünce mi Öğrenilir

Descartes der ki: “Düşünüyorum, öyleyse varım.” Kesin bir bilgiye ulaşmak, ilk önce her şeyden şüphe etmekle başlar. Çünkü şüphe etmek kapsamlı bir düşünme eylemidir.

Çağdaş insan, varlığını ve özünü akıl ve düşünme üzerine kurmalıdır; bu da rasyonalist bir felsefi bilgi ve yaklaşım ile olur.

Bugün konuşulan diller, insan topluluklarının yüzyıllar boyunca yarattıkları bir sürecin sonucunda oluşmuşlardır.

İnsan, konuştuğu dilin anlaşılması için ilk başta bir eğitim ve öğrenime gereksinim duyar; ana dil aileden başlayıp eğitim ile gelişirken, başka bir dil ise eğitim, yaşam yerleri ve çevre ile öğrenilir.
Ana dilin önemi, öğrenilme koşulları ve düşünce sistematiğinin beyinde oluşması ile ayrıcalıklıdır. Çünkü aile, yeni doğan çocuğuna dilini sözcükler ile öğretmeye başlar; hareketler ve tavırlar ile de sözcükler bir anlam kazanır.

Bu öğrenme, zamanla beyin ve bütün vücutta bir karşılık bulur.

Kişilerin aileden öğrendiği “ana dili” ile daha sonra öğrendiği yeni bir dilin algılanmasındaki fark da sözcüklerin beyinde oluşturdukları anlam ve karşılıklar ile ilgilidir.

O yüzdendir ki bazı kişilerin konuşmasının çok anlamlı olması, bazılarının ise içtenlikten uzak olması bu süreçlerin sağlıklı yaşanıp yaşanmaması ile ilgilidir; sadece ağızdan çıkan sözcükler her konuşanda bir anlam taşımaz.

Son zamanlarda yapay zekâ robotlarınca okunan bir metin ile, okuduğu sözcüklerin anlamını bilen ve vurguları ile okuyan bir kişinin anlaşılması ve dinlenmesi o kadar çok farklıdır ki.

İletişim bu şekillerde olduğu gibi düşünce açısından da böyledir. İnsanı çok özel bir yere koyarak diğer canlılara bakar isek, onların gördükleri ve duydukları ile beyinlerinde yarattıkları imajlar ile öğrenmenin olduğunu görür ve çıkardıkları sesler ile de bir anlam veririz.

İnsanda düşünce, soyut bir nesnenin algılanması ile oluşurken; algı, somut bir nesnenin zihindeki yansıması ile oluşur. Düşüncenin tek başına bir anlam taşımaması, beyinde somut bir algı yaratılmaması ile ilgilidir.

Son zamanlarda gerek pandemi gerekse de bazı özel nedenlerden dolayı uzun süredir Ankara Kızılay’da dilediğim gibi boydan boya bir yürüyüş yapamadım. Bugün Kızılay Meydanı’ndan Bakanlıklara, Meclis’e, Tunalı’ya kadar yürüyünce o kadar çok şaşkınlık yaşadım ki anlatamam.

Yaşadığım bu şaşkınlığın sebebi benim bazı şeyleri fark etmem de olabilir, dünyada ve ülkedeki yeni bir sürecin sonucu da olabilir.

Eskiden Kızılay ve çevresinde takım elbiseli, sakal tıraşlı, iskarpin ayakkabılı erkekler ile hanım hanımcık giyimli, bakımlı saçlı ve abartısız makyajlı kadınlar, kızlar olurdu.

Şimdi ise garip sakallı, giysili ve vücutlarının görünen yerleri dövmeli, garip kılıklı erkekler ile; tesettürlüsü de moderni de garip ve uçuk giyimli, makyajlı kadınlar, kızlar yollara dökülmüş olmasına şaşırdım; o güzelim caddeler, bulvarlar kirlenmiş hissettim.

Hani Oktay Akbal yıllar önce “Önce ekmekler bozuldu, sonra da her şey.” demişti ya; bu bende çoğu zaman fantastik bir düşünce iken, şimdi sokakları kaplayan bir yaşam biçimini görünce düşünce, bilgi ve algının ne enteresan şeyler olduğunu düşündüm.

Eskiden her şehrin bir kültürü ve insanın da bir yaşam biçimi vardı, şimdi mi?

Yetmişli, seksenli yıllarda köyden kente göçler gecekondu mahallelerini yaratmış ve kenar mahalleler oluşmuştu; ama oradan merkeze gelenlerde bir özen, bir intizam olurdu.

Ya şimdi; Afrika’dan gelen bir ayrı, Afganistan’dan, Suriye’den, Rusya’dan, Ukrayna’dan gelen bir ayrı giyinir ve davranır olmuş.

Cumhuriyetin yaratmaya çalıştığı “çağdaş uygarlık seviyesine ulaşma” hedefi artık bir hayal olmuş. Afrika’da, Afganistan’da, Suriye’de ne var ise hepsi ülkemize, hele başkentimize taşınmış.

Bunları düşünemezdik; ama gözlerimiz ile görüp algılayınca gidişatın ne kötü olduğunu görmemek, fark etmemek için ne olmak gerekir siz karar verin, diyeceğim var ama yine de düşünmenin bir yolunu bulsak, azıcık eğitimini alsak iyi olacak gibi. Yoksa herkes neye gark olacağının ve neresine kadar neye gömüleceğinin farkında değil gibi.

Var olmak istiyorsak azıcık düşünsek, azıcık öğrensek, azıcık dünyada neler oldu, olmuş onları öğrensek bu gaflet uykusundan uyanır mıyız?..

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Başa dön tuşu
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.

Detaylı bilgi için Gizlilik ve Çerez Politikamız sayfasını inceleyebilirsiniz.

Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Makale Arşivi olarak, sizlere değer katacak bilgileri sürekli araştırıyor ve en güncel makaleleri sizinle paylaşıyoruz.
Bu platformu ayakta tutan en önemli destek, reklamlardan elde edilen gelirlerdir. Reklamlarımızı, sizlere en iyi deneyimi sunmak adına, mümkün olan en az rahatsız edici şekilde yerleştirmeye özen gösteriyoruz. Sizden ricamız, bu değerli içeriği sürdürebilmemiz için reklam engelleyicinizi kapatarak bize destek olmanızdır. Desteğiniz, gelişmeleri size ulaştırmaya devam etmemize katkı sağlayacaktır.