Köşe Yazıları

Baharın Getirdiği Bayram Günleri

Nevruz ve Hıdırellez

Zaman hiç de ritmini bozmadan bildiği gibi ilerleyip duruyor. Bazen içine düştüğümüz hengamenin farkında bile olmadan bir de bakmışız günler aylar, mevsimler hatta yıllar geçivermiş. Acaba geçen zamanın hatta koskoca bir ömrün nasıl da geçiverdiğini fark edememek insanoğlunun zamana karşı bir kayıtsızlığı mı yoksa zamanın hiç de bize aldırmadan sessizce yoluna devam etmesi midir? Hangisi olursa olsun bir gerçek var ki zaman su gibi akıp gidiyor.

İşte bir kışı yollayıp bir baharı selamladığımız günlerdeyiz. Bahar, yani ilk bahar, hayatın adeta kış uykusundan uyandığı bir mevsim. Hayatımızda her mevsimin ayrı bir güzelliği ve ayrı bir değeri olsa da ilkbaharın ruhumuzda bıraktığı etki bir başkadır.

21 Mart Nevruz Bayramı

İlkbahar zaten çağlar boyu bir yenilenmenin bir başlangıcın doğadaki uyanışın simgesi sayılıyor. Bütün Türk dünyasında 21 Martta kutlanan Nevruz gibi, 6 Mayıstaki Hıdrellezde baharla birlikte hayatımıza girmiş güzel günlerdendir. Bunlar adeta yeni yılın 1 Ocakta değil, baharla birlikte başladığını hatırlatıyor insanlığa.

İlginizi Çekebilir
Makale Devam Ediyor

Nevruz, doğanın uyanışını temsil ederken aynı zamanda Türklerin Ergenekon’da demir dağları eritip tarih sayfasına çıktığı günü de temsil eder. Bu nedenle Nevruz’da insanlar ateş yakarak üstünden atlama geleneğini hala sürdürmektedir ve Nevruz ateşinin Türk milletinin tarihten gelen barış ve huzura yaptığı bir çağrı olduğu anlatılır. Bu yönüyle Nevruz Türklerin yeni bir yıla başladığını anlatan bahar bayramıdır.

5 – 6 Mayıs Hıdırellez günü

Hıdırellez de Nevruzu tamamlayan ve baharın önündeki yazı müjdeleyen bolluk ve bereket günüdür. Tarihte bilinen en eski bayram olarak bilinen Hıdırellez doğanın canlanıp adeta ayağa kalktığı bir başlangıcı anlatır. İnanılır ki o gün, tüm evlere bereket yağar ve doğayla birlikte her şey yenilenir. Türk kültürünün manevi unsurlarındandır.

UNESCO, Hıdırellez Bayramını “İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi” alarak tarihsel ve kültürel önemini tescillemiştir. Yaygın bir inanışa göre de Hıdırellez geleneği İslam öncesinden kalan ve birçok ülkede kutlanan bir gündür.

Ölümsüzlüğe kavuşan Hızır Aleyhisselam’ın bahar aylarında insanlar arasında dolaşarak zor durumda olanlara yardım ederek bolluk, bereket ve sağlık dağıttığına inanılıyor. Başka bir anlatıma göre 5 Mayıs Hızır ve İlyas peygamberlerin buluştuğu gün olarak kabul ediliyor. Ayrıca Hıdırellez günü her türlü dileğin onlar tarafından kabul edildiğine inanılır. Hadi öyleyse bugün siz de bir dilek tutun!

Hıdırellez Gelenekleri Nelerdir?

Dünyanın birçok yerinde birbirinden farklı Hıdırellez etkinlikleri olduğu biliniyor. Bunlardan bazıları şöyle anlatılıyor:

“Anadolu’da halk beyaz renkli elbiseler giyerek gün doğmadan önce yeşil kırlarda eğlenmeyi tercih ediyor. Kutlamalar genellikle ağaçlık alanlar, su kenarları, bir türbe veya yatırın yanında yapıldığı için bu alanlara ‘Hıdırlık’ adı veriliyor.”

“Geleneğe uygun olarak Anadolu’nun birçok yerinde Hıdırlık adı verilen mesire alanlarında, halk tarafından kutsal kabul edilen, adak adanan, bez bağlanan bazı yerler bulunuyor.”

“Bazı yörelerde ağrılar ve hastalıklar için şifa olduğuna inanılan Hızır Sopası geleneği mevcut. Bu sopa ağrı olan yerlere vurularak ağrının geçeceğine inanılıyor.“

“Biga’da ise Romanlar, bereket ve sağlık için sabah namazından sonra uyumayarak Hıdırellez’i yerde yuvarlanarak kutluyor.”

“Talih ve kısmet açmak isteyen genç kızlardan yüzük, kolye, küpe gibi eşyaları bir çömleğe atmaları isteniyor. Çömleğin üzerine su ekleniyor ve ağzı kapatılıp bu şekilde bekletiliyor.”

“Anadolu’da evdeki her kişi için 7 nohut veya 7 fasulye ekiliyor ve kişilerin başına gelebilecek kötülüklerin nohutun veya fasulyenin başına gelmesi dileniyor.”

Neden Ateşten Atlanıyor?

Hıdırellez denilince de ateşten atlama. Bunun sebebi ise ateşten atlayan kişilerin hastalıklardan korunduğuna inanılması. Ateşten atlama Hıdırellez’in en yaygın geleneği olarak biliniyor.

Hıdırellez için özellikle insan ve doğa sevgisi çok önemlidir. Manevi kültürlerimizin yok olmaması için nesilden nesle geçen bu geleneklerin sürdürülmesi çok önemli.

Dileklerinizin kabul edilmesi ve gelen güzel mevsimlerin sizlere güzellikler getirmesi dileğiyle…

Yazar


Bir Yorum Yazın

Başa dön tuşu