Köşe YazılarıYakın Tarih

İstiklal

İstiklal Harbi 9 Eylül 1922’de Yunan ordusunun İzmir’de denize dökülmesiyle bitmedi. Ege Bölgesinde kuşatmadan kurtulan Yunan ordusu İzmir’i boşaltıp Dilek Yarımadası, Kuşadası ve Ayvalık üzerinden adalara çekildiler.

Güney Marmara Bölgesi’ndeki Yunan kuvvetleriyse Gemlik, Mudanya, Erdek ve Bandırma üzerinden Trakya’ya taşındılar. Gemlik ve Mudanya’ya kaçan Yunan askerleri teslim oldular.

Karacabey ateşe verildi. Bandırma Yunanlıların Averof zırhlısının açtığı ateşle yandı.

Makale Devam Ediyor

Ege Bölgesindeyse bir katliam yaşandı. Yunanlılar her yeri yaka yaka, tarlalardaki ekinleri ateşe vere vere, rastladıkları insan ve hayvanları öldüre öldüre çekildiler. Bir milyon insan evsiz kaldı.

Hayvanlarda bu katliamdan nasibini aldı. Çeteye dönmüş Yunan askerleri 1.700.000 at-eşek-katır-deve-sığır-koyun ve keçiyi de katletti.

Bu katliamlar Kızılhaç kayıtlarıyla da doğrulanmıştır.

Gelelim İzmir’e ve yangına. Ülkemizde bazı tarihçiler ve bu konuda fikir beyan edenler “İzmir’i Türkler yaktı, Sakallı Nurettin Paşa yaktı” diye fikir beyan ederler. Oysa geri çekilen Yunan ordusunun bıraktığı askeri malzeme bir orduyu donatır, ve bir orduyu beslerdi. İzmir’i terk eden Rum ve Ermenilerin geride bıraktığı evler, evleri yakılan bir milyona yakın insana yuva olacaktı.

Oysa dönemin İzmir İtfaiye Şefi Paul Grescowich’in (Sırp asıllı Avusturya vatandaşıdır) resmi raporu yangını kimlerin çıkardığını açıkça göstermektedir.

Yangın esnasında İzmir’de bulunan Amerikalı mühendis Mark Prentiss’in ABD’ye döndükten sonra yangın nedeniyle Türklerin suçlandığına müşahede etmesi üzerine yayınladığı kapsamlı bir rapor da aynı yönde ilave bilgiler getirmektedir.

Peki bir kısım aydınımız niye böyle yazıyor. Çünkü İngiltere başta olmak üzere Avrupa basını öyle yazdığı için. Ne yani “Barbar Türkler” varken “Medeni” Yunan mı yakacaktı. Ya yaktıkları Batı Anadolu? Orada sessizlik başlıyor. Kendilerine hiç soruyorlar mı?

 EGE’Yİ YAKAN YUNAN ORDUSU İZMİR’İ NEDEN YAKMASIN?

Üstelik yanan evler sigortalıdır. Bu evlerin sahipleri sigortadan evlerinin bedellerini alıp yerleştikleri ülkelerde yaşamlarına devam etmişlerdir.

Bu konuda size Selim Erdoğan’ın “İstiklal: Vatanımda Bir Tek Düşman Kalmasın” eseri bu konulara ışık tutmaktadır.

Büyük Taarruzla son aşaması başlayan Türk’ün istiklal yürüyüşü meyvelerini vermiş, düşmanın muharip gücü Dumlupınar’da çok ağır bir darbe almıştır. Başkomutanlık Meydan Muharebesi’yle Yunan Küçük Asya Ordusu’nun üçte biri savaş dışı kalmıştır ama geriye kalan kuvvetler daha geride, örneğin Milne Hattı’nda savunmaya geçme ve İzmir yolunu kapatma potansiyeline sahiptir. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir ileri!” emri işte bu tehdidi ortadan kaldırmak, vatanı son düşman askerinden de temizlemek için ortaya konan stratejinin özetidir.

Nitekim 9 Eylül’de İzmir’in geri alınmasıyla savaş bitmeyecek, İstiklal Harbi’nin son kurşunu namludan çıkmak için dokuz gün daha bekleyecektir. Türk üç buçuk yıl süren Milli Mücadele’nin sonunda, bağımsızlığa açılan son kapının eşiğindedir.

1 Eylül-9 Eylül 1922 arasında Batı Cephesi’nde neler yaşanmıştır? Yunan ordusu dövüşmeye devam mı etmiştir, yoksa ardına bakmadan kaçmış mıdır? Zaferin ardından Yunan ordusunun yaptığı etnik temizlik ve sistematik yıkımdan sonra Türk’ü nasıl bir gelecek beklemektedir? İzmir yangınını kim çıkarmıştır? General Trikupis nerede ve nasıl esir alınmıştır? İstanbul ve Çanakkale’de İngilizlerle yeniden karşı karşıya gelen Türk Ordusu İstanbul’u nasıl tek kurşun atmadan geri almıştır? Milli Mücadele sadece Yunanlılara karşı mı verilmiştir; İngilizler bu savaşın neresindedir? Çanakkale Krizi nedir? Mudanya Mütarekesi’ne giden diplomatik süreçte neler yaşanmıştır? Bütün bu soruların cevapları Sakarya ve Büyük Taarruz kitaplarının yazarı Selim Erdoğan’ın İngiliz ve Fransız arşivleri başta olmak üzere, kullandığı kaynakları muharebe sahalarındaki çalışmalarıyla doğruladığı İstiklal kitabında.

Cephede Milli Mücadele Serisi’nin yeni kitabı Lloyd George’u köşeye sıkıştıran ve pes etmesine neden olan dinleme skandalını ilk kez gündeme getirmesi ya da Büyük İzmir Yangınının failini bizzat isim vererek işaret etmesi açısından da Milli Mücadele literatürüne yeni katkılarda bulunmaktadır.

“İstiklal: Vatanımda Bir Tek Düşman Kalmasın” üç buçuk yıl süren Milli Mücadele’nin son perdesini belgelerle, atlas kısmındaki renkli fotoğraflar ve haritalarla tüm gerçekliğiyle gözler önüne seriyor.

Yazar

  • Ekrem Hayri Peker

    Kimya mühendisi, araştırmacı, yazar. Bursa Mustafakemalpaşa’da (1954) doğdu. Anadolu Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümü mezunu. TUBİTAK veri tabanına kayıtlı “Teknoloji tabanlı Başlangıç Firmalarına Özel İş Geliştirme” mentörü, C Grubu iş Güvenliği uzmanı olarak Nano kimyasalların tekstil materyallerine uygulamalar konusunda üniversitelerde konferanslar verdi. Yayınlanmış kitaplarından bazıları: "Kuşçubaşı Hacı Sami Bey", "Özbek Mektupları", "Yeşim Taşı - Ön Türkler ve Türk Tarihinden Kesitler", "Kafkasya'dan Anadolu'ya - Zekeriya Efendi". Belgeseltarih.com kurucu ortağı ve yazarıdır.

    Tüm gönderileri görüntüle


Bir Yorum Yazın

Başa dön tuşu