Köşe Yazıları

Yapay Zeka İle Alakalı Siyasi Bir Analiz

Yine yapay zeka ile alakalı yazacağım ama bu seferki teknik değil, bir meslek talibi olarak, bir
teknisyen olarak konuşmuyorum bu yazıda, bir demagog olarak, bir komplo teorisyeni olarak, bir
normal kahve milletinin bir insanı olarak siyasi ve sosyolojik fikrimi beyan ediyorum. Kulağımda küpe
olsaydı adına analiz bile derdim, yok.

Müesses nizam her ne menem birşeyse; Yapay zeka kontrolden çıkacak, insanlığı ele geçirecek
diyerekten bizi korkuttukları ve kendilerinin de korktuğu o gulyabani gibi şey bilgisayar, yazılım veya
sınai bişey değil. Sureta insan veya insanların istihdam edildiği kurum, kuruluş ve müesseselerdir mevzu
bahis zeka. Onların sanatsal istihbarat/entelektüel (artifical intelligience/intelligient) dediği şeye
Türkçede yapay zeka diye isimlendirilmiş. İsim zeka ile alakalı olunca mantığa oturtamıyoruz bir türlü.
Madem mantık yok, dilin de kemiği yok, benim neyim eksik, sal gitsin dedim.

Yirmi sene evvelden beri bu minvalde çok kal-u kil ettiğime şahit olunmuştur sanırım, aşağı yukarı:
Batı, sınai robotlar hariç mekanik robotlara yatırım yapmayı bıraktı derdim. Teknofestlerde esas
robotlar bize robot yaptım diyerek sunum yapıp caka sattıklarını fark edemiyordular artık. İnsanların
bedenlerini robot olarak kullanmak daha karlı onlar için. Onlar dediğim bildiğiniz dış minnaklar işte.

İlginizi Çekebilir
Makale Devam Ediyor

Birkaç sebepten dolayı; en mühimi, enerji çeşitliği bakımından insan bedeni mükemmel bir cihazdır,
bir de geri dönüşüm maliyeti çok düşük, iki metrelik çukura göm, gübre olur gider en kısa zamanda.
Benzer sebeplerle makineleri insanlaştırmak yerine, insanları makineleştirmeyi tercih edecek teokapitalist
herifler. İnsanların banka hesaplarını hacklemek yerine insanların beyinlerini hackleyecekler
yeni nesil dolandırıcılar. Bu minval çok dedikodu yapmışlığım vardır.

Beyin Hackleyerek herifler insanları robotlaştırmışlar, ve insandan robotları senelerdir kullanıyorlar.
Bilhassa 2. Dünya harbinden sonra. Bildiğimiz android.

Harvard, Stanford, London school yada ODTÜ veya Boğaziçi yahut Pertek meslek yüksek okulu yada
Bolvadin teknik okulu altı veya üstü ile adeta Robot üretim merkezlerinin yanında, TV’ler, Media,
İnternet sair yollardan insanları androidleştiren mekanizmalar mevcut. Ve gayet başarılı oldukları için
hiçbir endişeleri yok idi. Daha da uzatabiliriz ancak meramım anlaşılmıştır sanırım.

Keza BM,UNICEF,UCM,AB fonları ve kurulları, AGIT, NATO, OECD,OPEC aklınıza ne gelirse artık. Bu
teşkilat ve sektörlerde çalışanlar, insan olarak değil bir algoritma ile belli bir robotik sistemde çalışırlar
şüphesiz, inisiyatif, irade veya ihtiyar olamaz, lafı olabilir sadece. Tabiki WASP nizamına hizmet
edecek şekilde insan hakları, çevre veya diğer sivil toplum mekanizmaları hakeza.

Adamların ne zamandır endişe ettiği şey, işte tam da buradan. Yapay zeka (robotik-android insanlar)
kontrolden çıkıp bize isyan edecek, bizi ele geçirecek korkuları, bu merada iş gören her türlü uzman,
çalışan, yargıç yahut teknisyenlerden söz ediyorlar da biz anlamıyoruz. Çünkü android modda olan
biziz. Adamlar bizden ve bizim gibi işlerini gördürdükleri alt sınıf insanlardan sözediyorlar, yapay zeka
bıdı bıdı derken.

Teknisyen olarak boşuna yırtınıyorum meğer, yapay zeka böyle bişey değil diyerekten. Korkmayın
diyerek, android modu ile android şahıslara hitab ediyorum o yüzden boş.

Adamların korktukları da başlarına geliyor nitekim. UCM, Yahudilerin katliamları karşısında harekete
ucundan geçince renk veriyorlar zaten. “biz Afrikalıların canına okuyun diye sizi kurduk, siz bize el
atıyorsunuz haddiniz aşıyorsunuz” diye açıkça söylemiyorlar mı?

Şimdi bu linkteki haberdeki kızcağız da Android modda bir konuşma yapması yerine error vermiş
tabiri caizse, android moddan çıkmış, insan gibi konuşmuş.

Heriflerin algoritmaları bütün üniversitelerde error verdi. En olmadık yerde bakarsın birisi
kontrollerinden çıkmış. Ödleri kopar tabiki. Fakat o kadar hınzırlar ki, korkularını bizim gibi alt tarafa
akıtıyorlar bir yolunu bulup. Bizi kendi felaketlerine ortak ediyorlar. Hatta felaketlerini bize iyi bir
fiyata satıp bizi yükün altına salıyorlar. Hep yüklerini bize taşıtıyorlar hem cebimizi boşaltıyorlar, yük
sırtımızdan düşmesin diye dünyanın ıstırabını çekiyoruz o yüzden ceplerimizden tırtıklananları
hissetsek bile mani olmak aklımıza gelmiyor. Yük bizim değil, yük sahibine taşıma parasını biz vermişiz
anlıyan beri gelsin.

Bizim IPhonelarımızdan başka kaybedecek bir şeyimiz yok. Adamların milyar dolarları var, onlar
düşünsün dünyanın sonunu. Biz niye dert ediniyoruz anlamıyorum.

Çorbamıza bakalım derim. Cuma günleri özellikle. Acılı. İsmini de Ebu İshak Çorbası koymuş Sedat
Bey. Yakışır. En mühim eylem çorba kaynatmak benim için. Adım Hıdır demiş Hıdır abi, gerisi hikaye.
Not: İlahiyatçıların yapay zeka konusunda beni yendiklerinden şikayet etmiştim ya, Hakları var, oh
olsun bana. Namaz rekatları konusunda da ben onları susturdum bir ömür. Kısasta hayat var.
Ödeşiyoruz.


Yazar


Bir Yorum Yazın

Başa dön tuşu