İslam TarihiTanınmış Kişi

Niyâzî-i Mısrî ve Hayatı

Halvetiyye’nin Mısriyye Kolunun Kurucusu, Mutasavvıf Şair.

Niyâzî-i Mısrî, asıl adı Mehmed olan bir şair ve mutasavvıftır. 12 Rebîülevvel 1027’de (9 Mart 1618) Malatya’nın Aspozi kasabasında doğmuştur. Babası, yöresinin önde gelenlerinden Nakşibendiyye tarikatı mensubu Soğancızâde Ali Çelebi’dir. İlim tahsili için kısa bir süre Mısır’da bulunan Niyâzî, şiirlerinde “Mısrî” ve “Niyâzî” mahlaslarını kullanmıştır.

Gençlik yıllarında sûfîlere karşı muhalif olan tutumunu zamanla değiştiren Niyâzî, bir Halvetî şeyhine intisap etmiştir. Diyarbakır ve Mardin’de zâhir ilimler alanında eğitim aldıktan sonra Kahire’ye gidip Ezher medreselerinde ilim tahsil etmiş, Şeyhûniyye Külliyesi’ndeki Kādirî Tekkesi’nin şeyhine intisap etmiştir.

Daha sonra çeşitli şehirleri dolaşan Niyâzî, İstanbul’a gelerek halvete çekilmiş, ardından Uşak’ta Şeyh Mehmed Efendi’nin zâviyesine intisap etmiştir. Elmalı’ya giderek Şeyh Mehmed Efendi’nin hizmetinde bulunan Niyâzî, burada dokuz yıl geçirdikten sonra Uşak, Çal ve Kütahya’da irşad faaliyetlerinde bulunmuştur.

İlginizi Çekebilir
Makale Devam Ediyor

İstanbul’da başlayıp yayılan Kadızâdeliler hareketinin etkisiyle aleyhinde bazı dedikodular çıkınca 1661 yılı başlarında bölgeden ayrılarak birkaç müridiyle birlikte Bursa’ya yerleşmiştir.

Niyâzî, Padişah IV. Mehmed döneminde Bursa’da iken Sadrazam Köprülü Mehmed Paşa’nın daveti üzerine Edirne’ye gittmiş, burada önemli bir itibar ve saygı görmüştür. Daha sonra İstanbul’a uğramış, 1672 yılında bir kez daha Edirne’ye davet edilmiştir. Bu ziyaret sırasında Eskicami’de verdiği vaaz nedeniyle devlet adamlarına yönelttiği eleştiriler yüzünden Rodos adasına sürgüne gönderilmiştir.

Sürgün sonrası 1674 yılında Bursa’ya geri dönmüş, ancak Defterdar Sarı Mehmed Paşa’ya göre cezbe galebesiyle şeriatın zâhirine aykırı bazı sözleri nedeniyle Bursa kadısı Ak Mehmed Efendi’nin şikayeti üzerine bu kez Limni adasına sürgüne gönderilmiştir. On beş yıl sürgün hayatının ardından padişah II. Ahmed’in fermanıyla, 1692 yılında serbest bırakılmış ve Bursa’ya dönmüştür.

Niyazi Mısri - Limni Adası Dergahı
Niyazi Mısri’nin – Limni Adası Dergahı

Bir yıl sonra ordunun Avusturya seferine çıkacağı sırada 200 müridiyle birlikte sefere katılmak için hazırlıklara başladığı öğrenilince kendisine Bursa’dan ayrılmayıp hayır dua ile meşgul olması için bir hatt-ı hümâyun gönderildi. Ancak o, padişaha bir mektup yazarak bu isteğini kabul edemeyeceğini bildirmiş ve yola çıkmıştır.

Tekfurdağı (Tekirdağ) yakınlarına geldiğinde Padişah II. Ahmed tarafından, Silâhşor Beşir Ağa ile kendisine yüklü miktarda hediyeler gönderildi, ancak bunları reddetmiştir. Edirne’ye ulaşmasının engellenmesi için Mîrâhur Dilâver Ağa gönderilmiş fakat o da başarılı olamamıştır.

Sadrazam Bozoklu Mustafa Paşa, Niyâzî’nin etkisinin büyük bir fitneye yol açabileceğini Niyâzî’nin Edirne’ye gitmesi durumunda kargaşa çıkabileceği gerekçesiyle padişahı ikna etmiştir. Kaymakam Vezir Osman Paşa ile yeniçeri ağası Abdullah Ağa, padişah tarafından davet edildiğini belirterek Niyâzî’nin müridleriyle birlikte öğle namazından önce gelmiş olduğu Selimiye camiden dışarı çıkarıp Limni’ye sürgün edildiğini kendisine tebliğ etmiş ve 30 kadar müridi ile birlikte tekrar Limni’ye göndelimiştir.

Niyâzî-i Mısrî, Kendisine yapılan muamele ve eziyetler yüzünden Gelibolu’da gemiye bindirildiği sırada gadaba gelip “Devletin inkırâzı için dördüncü kat semâya bir kazık çaktım; onu benden başkası çıkaramaz!” diyerek memleketini terk etmek zorunda bırakılmıştır.

Rivayete göre Vezir Baltacı tarafından ayağında demir bukağı olmak sureti ile Limni adasına sürülen Niyâzî-i Mısrî, vefatında bu demir bukağı (zincir) ile birlikte defnedilmesini vasiyet etmiştir. Ertesi yıl burada 16 Mart 1694 tarihinde vefat etmiştir.

Niyâzî-i Mısrî, Bursa Dergahı

Niyâzî-i Mısrî, Halvetiyye’nin bir kolu olan Ahmediyye’nin Mısriyye şubesinin piri olarak kabul edilir. Tarikatın, Bursa Ulucamii’nin güney kısmında Niyâzî’nin sağlığında inşa edilen âsitânesi XX. yüzyılın başlarına kadar faaliyetini sürdürmüşür.

Niyâzî-i Mısrî Limni’de sürgünde bulunduğu dönemde, Bursa’da halktan bir kısım Niyâzî-i Mısrî’nin yaşının çok ileri olduğu ve artık geri dönmeyeceği düşüncesi ile dergahı yağmalanmıştır. Bunu duyan Mısrî bir şiir kaleme alarak tüm mülkünü yağmacılığı, vurgunculuğu, hırsızlığı kendilerine yakıştırabilecek kadar alçalanlara vasiyet etmiştir.

Dergâh zaman içinde bakımsızlıktan dolayı yıkılmış, yerine de bugün hala postahane binası olarak kullanılan bina inşaa edilmiştir.

Bursa PTT Merkezi

Niyâzî-i Mısrî’nin hayatı ve faaliyetleri halefileri aracılığıyla sürdürülmüş, son postnişin ise Mehmed Şemseddin Efendi olmuştur. Tarikat, Bursa’nın yanı sıra Selânik, İzmir ve Kahire gibi şehirlerde de dergâhları bulunmaktadır.

Türkçe Eserleri

  • Divân
  • Tuhfetü’l-uşşâk
  • Süleymaniye Küt. Reşid Ef. 1218 numaradaki mecmua.
  • Mecmua-i Kelimât-ı Kudsiyye
  • Risâle fi’t-tasavvuf
  • Risâle-i Devriyye
  • Ta‘bîrâtü’l-vâkıât

Risaleleri

  • Risâle‐i Devriyye
  • Risâle‐i Es’ile ve Ecvibe‐i Mutasavvufâne
  • Risâle‐i Eşrâtü’s‐Sâat
  • Tabirnâme
  • Risâle‐i Haseneyn
  • Risâle‐i Hızriyye
  • Risâle‐i Arşiyye
  • Vahdetnâme
  • Risâle‐i İade
  • Risâle‐i Nokta
  • Akîdetü’l‐Mısrî
  • Risale fî Devrân‐ı Sofiye
  • Etvâr‐ı Seb’a

Şerhleri

  • Şerh‐i Esmâ‐i Hüsnâ
  • Şerh‐i Nutk‐ı Yûnus Emre

Niyâzî-i Mısrî Ait Olduğu Söylenen Diğer Eser ve Risaleler

  • Lübbü’l‐Lüb ve Sırru’s‐Sır
  • Cenâb‐ı Hakk’ın her şeyi muhit olduğu hakkında risale
  • Elğâz‐ı Sofiye
  • Risale fî işareti’l‐vâkıât fi’l‐fatihati’ş‐şerîfe‐
  • Rısâle‐i usûl‐i târikat
  • Usûl‐i târikat ve rumûz‐i hakikat
  • Eşrefoğlu Rûmî’ye ait beyitlerin şerhi
  • Bir beyitin şerhi
  • Tefsir‐i duâ hakkında risale
  • Ahvâl‐ı tarîkat‐ı Hak
  • Tuhfetü’I‐Uşşak ve Tuhfetü’l‐Müştâk
  • El‐levâyih iî suâl‐i Şeyh Mısri
  • Güneşin mağribden nasıl doğduğu hakkında risale
  • Risâle‐i îman‐ı taklidi ve tahkiki
  • Ta’bîr‐i sadâ‐yı nâkûs
  • Risâle‐i fî tasviri’l‐ecsâm ve’l‐erhâm
  • Risâle‐i târîhiyye
  • Cüz‐i la yetecezzâ

Yazdığı Tefsirler

  • Tefsîr‐i sûre‐i Yûsuf
  • Tefsîr‐i innâ eradna’l‐emânete
  • Tefsîr‐i lem yekünıllezîne keferû‐
  • Allâhu nûru’s‐semâvâti ve’l‐ard—
  • Tefsîr‐i âyet‐i “İz kale rabbüke‐‐‐
  • Tefsîr‐i âyet‐i innallahe

Arapça Eserleri

  • Mevâidü’l‐irfân
  • Devre‐i Arşiyye
  • Tesbî‐i Kasîde‐i Bür’e (Bürde)
  • Tefsîr‐i Fâtihatü’l‐Kitâb
  • Mecâlis

Yazar


Kaynak
İslam AnsiklopedisiWikipediaFikriyat

Bir Yorum Yazın

Başa dön tuşu